Monday, May 25, 2020

Orhan Veli'ye dair

Canımın içi Orhan Veli ya... Melih Cevdet'in anılarından.

Gelin - Ö. Lütfi Akad

Finalde büyük twist yapmış Lütfi baba, tebrik ederim; ruhu şad olsun. Maşıngadan Vita kutularına, Şevrole dolmuşlardan dandik akide şekerlerine, çocukluğumu hatırlattı bu film bana. Senaryosu, rejisi, oyunculuklarıyla döneminin çok ilerisinde, sağlam bir eser olmuş. Tabii daha küçük bir 'Osman' seçilebilirmiş, zavallı Hülya Koçyiğit'in (o nasıl bir güzellik!) canı çıktı onu taşırken. Senaryoda şöyle bir problem var, hep 'clear cut' ilerliyor sahneler (NBC'ye selam olsun); doğal bir nefes alış, hayata dair samimi bir detay, gereksizce bir laf yok. Olsa daha iyiymiş, ama o dönemin sinema anlayışı böyleymiş işte. Tragedyalardaki gibi küt küt ilerliyor sahneler. Yine de tahmin ettiğimden çok daha nitelikli bir film çıktı karşıma. Ortalarda bir miktar sarksa da zaman ekonomisi gayet iyi. Restorasyon da çok başarılı. Two thumbs up.