Saturday, June 13, 2020

Zekeriya Sertel'in 'Hatırladıklarım' kitabına dair




İki oturuşta, 24 saat içinde bitirdim kitabı. Uzun zamandır böyle yoğun okuma yapma isteği veren bir kitap bulamamıştım, iyi oldu. Okurken hep şunu düşündüm : Sertel bizde neden daha iyi tanınmıyor, bu kitabı neden bir başucu kitabı olarak okunmuyor, ve ben neden bu kadar geç kaldım? Cevabını da dönüp kendi kendime şöyle verdim : Çünkü Sertel ana akım solcuların ve Kemalistlerin tam sahiplenmediği, arada kalmış bir figür. Demokrat bir insan. Bu nedenle başına gelenler de, fikirleri de o denli gündem olmamış sanki... Ya da ben ıskaladım, bilemiyorum. 

Kitap İkinci Meşrutiyet'ten 1970'lerin ortasına dek Sertel'in yaşadıklarını anlatıyor. 31 Mart, Birinci Dünya Savaşı, Milli Mücadele, Atatürk, İnönü, Bayar, Menderes... Hepsiyle bire bir görüşmüş, çalışmış çok önemli birinden bahsediyoruz. Nâzım, meselâ, onun yanında başlamış matbuat hayatına, Resimli Ay dergisinde... Aziz Nesin dünkü çocuk! Cevat Şakir... Uzatacak değilim. 

Her ne kadar anılar biraz bölük pörçük de olsa, kimi zaman dili epey sıradanlaşsa da bu kitap şimdiye dek okuduğum biyografilerin en iyisi. Atay'ın Çankaya'sı yerine -meselâ-, o dönemi (ve sonrasını) anlamak için bu kitabın okunması lâzım, çünkü çok nesnel bakmaya çalışmış meselelere. Can Yayınları birkaç yerde yazım ve imlâ hatası yapmış, bunu onlara yakıştıramıyorum ama maalesef bundan kurtulamadık yayıncılıkta. Her neyse, sonuçta muhakkak okunmasını öneririm bu kitabın.