Saturday, November 7, 2020

"Matematik Belası Üzerine" Üzerine

Bu yıl okuduğum en iyi kitaplardan biri. Nesin Vakfı'ndan sipariş etmiştim. 1.5 günde bitirdim. Matematik felsefesini ele alan makalelerden oluşan, birkaç çok önemli matematikçinin de kısa ama güzel özetlenmiş biyografilerinin bulunduğu, bana çok iyi gelen bir kitap oldu bu.

Başlardaki "Matematik Belası" Üzerine adındaki makalelerde yer alan Avrupamerkezcilik karşıtı fikirlerde yazarın bir miktar ileri gittiğini düşünüyorum; daha dengeli ve anlama odaklı olabilirdi sanki. Doğu'ya matematiğe katkı konusunda hak ettiğinden daha fazla değer atfettiği fikrindeyim. "Matematikçi bir Cemil Meriç mi okuyacağım?" endişem boşa çıktı, sonrasını çok sevdim. Yazarın kavramları açıklayan, matematiğe yakın olmayan okuru da kapsamaya çalışan tarzı hoşuma gitti.
Çok sayıda paragraf ve cümlenin altını çizdim, hepsini buraya aktarmak zor bir şey; yine de kendimce en önemlilerini not etmek istiyorum :
Platonculuğun çekirdeğini matematiksel nesnelerin... bağımsız olduğu görüşü oluşturur.
Heidegger : Matematiğin niçin var olduğu? sorunu.
Aydınlanma düşünürleri, düşünceyle matematiği eşitlediler. Böylece matematik mutlak otorite haline geldi. (Bu da en sonunda otoriter bir zihniyete evrildi. H.S.)
Aristo, anasının (Platon) memelerini kuruttuktan sonra ona tekme atan bir taydır. (Cemil Meriç)
Dasein ile Descartes'ın düalizmi (düşünen özne versus üzerinde düşünülen nesneler) tamamen karşıt fikirlerdir. Heidegger'in Descartes eleştirisinin kökeni, modern dünyada her şeyin ölçüsünün hesapsal olana indirgenmesi ve bunun doğurduğu sorunlardır.
Leibniz 0'ı yokluk, 1'i ise Tanrı olarak yorumlamıştır. Yeni Platoncu ve sayısal gizemci öğretileri izleyen Leibniz'e göre her şey 1'den yani Tanrı'dan sudût etmiştir (taşmıştır).
Leibniz kimi yerlerde sonsuz işlemleri Tanrı'nın dahi yapamayacağını söylemiştir.
Descartes ve Kant gibi düşünürlerde felsefi ifadesini bulan Galileci bilim, doğanın ontolojisini yaşam-dünyasını oluşturan tarih ve kültürden bağımsız olarak bilimsel kuramlar yoluyla keşfetmeye çalışır.
Araştırılacak / okunacak : Öklid geometrisi ile Lobatchevsky geometrisi farklarına bakılacak + Hadamard'ın "Matematiksel Alanda İcadın Psikolojisi" kitabı okunacak.


Ahmet Altan'ın "Tanrı, Kumandanlar ve Memeler" metni hakkında

Bu meşhur metne dair temel itiraz noktam Ahmet Altan'ın bir erkek yazar olmanın tüm konforunu, imge, sembol ve metaforlarını doya doya kullanmaktan imtina etmemesidir. Kabahat mi? Değil. Öte yandan, bir kadın yazarın erkek bedenini arzulayan / metaforlaştıran bir metni bu rahatlıkla yazamayacağını düşünmüşümdür hep. Son analizde, bu metindeki erkek yazar konforundan bir miktar rahatsız oluyorum.

Timur Selçuk'un Ardından

Timur Selçuk'un ölümünün bana hissettirdiklerini sessizce içimde yaşayıp geçecektim; ne var ki bu fotoğraf beni mahvetti.

Kirli beyaz, üzerinde 'Timur Selçuk' yazan kapaksız bir kaset. Tabii 80 öncesi. Daha 8-9 yaşımdayken tavukhanedeki evimizde, mono teypten çıkan gür sesi bütün salonu doldururdu. Babam rakısını içerken bu kaseti sayısız defa dinlemiştir; tabii onunla birlikte biz de... Eda hatırlattı, birkaç yerine yanlışlıkla ses de kaydettik galiba; Play tuşu ile Record tuşu yan yana idi teypte. Belki de o sırada boş kaset bulamayıp bile isteye kaydettik.
Babamın Ruhi Su ile beraber en çok dinlediği sanatçıydı o; "Güneşin Sofrasındayız", "Ekonomi Tıkırında", "Eşeği Saldım Çayıra" ve tabii "1 Mayıs". Bunları evde, arabada bağır bağır söylediğini iyi hatırlıyorum; velhasılı, Timur Selçuk denince aklıma hep babamın şarkılara nasıl eşlik ettiği geliyor.
Sonraları özlediğim biriyle sohbet eder gibi arada sırada hep dinledim o eski şarkıları. "Nereye Payidar"ı Aysun'la tatil yollarında arabada çılgın gibi söylerdim. Bu şarkıdaki "İşçilerle el ele" kısmını Cem Karaca'nın şarkısındaki "İşçisin sen işçi kal" bölümüne benzetirim; ikisinde de coşuyorum. İşçi kelimesi benim için yoksulluğun olmadığı, özgür, adil bir dünyanın simgesiydi galiba.
Stoacıların dediği gibi, "an" dışında her şey yalan. Zaman doluyor, ve herkes bir bir gidiyor; yapacak bir şey yok.