Timur Selçuk'un ölümünün bana hissettirdiklerini sessizce içimde yaşayıp geçecektim; ne var ki bu fotoğraf beni mahvetti.
Kirli beyaz, üzerinde 'Timur Selçuk' yazan kapaksız bir kaset. Tabii 80 öncesi. Daha 8-9 yaşımdayken tavukhanedeki evimizde, mono teypten çıkan gür sesi bütün salonu doldururdu. Babam rakısını içerken bu kaseti sayısız defa dinlemiştir; tabii onunla birlikte biz de... Eda hatırlattı, birkaç yerine yanlışlıkla ses de kaydettik galiba; Play tuşu ile Record tuşu yan yana idi teypte. Belki de o sırada boş kaset bulamayıp bile isteye kaydettik.
Babamın Ruhi Su ile beraber en çok dinlediği sanatçıydı o; "Güneşin Sofrasındayız", "Ekonomi Tıkırında", "Eşeği Saldım Çayıra" ve tabii "1 Mayıs". Bunları evde, arabada bağır bağır söylediğini iyi hatırlıyorum; velhasılı, Timur Selçuk denince aklıma hep babamın şarkılara nasıl eşlik ettiği geliyor.
Sonraları özlediğim biriyle sohbet eder gibi arada sırada hep dinledim o eski şarkıları. "Nereye Payidar"ı Aysun'la tatil yollarında arabada çılgın gibi söylerdim. Bu şarkıdaki "İşçilerle el ele" kısmını Cem Karaca'nın şarkısındaki "İşçisin sen işçi kal" bölümüne benzetirim; ikisinde de coşuyorum. İşçi kelimesi benim için yoksulluğun olmadığı, özgür, adil bir dünyanın simgesiydi galiba.

No comments:
Post a Comment