Bu yıl okuduğum en iyi kitaplardan biri. Nesin Vakfı'ndan sipariş etmiştim. 1.5 günde bitirdim. Matematik felsefesini ele alan makalelerden oluşan, birkaç çok önemli matematikçinin de kısa ama güzel özetlenmiş biyografilerinin bulunduğu, bana çok iyi gelen bir kitap oldu bu.
Başlardaki "Matematik Belası" Üzerine adındaki makalelerde yer alan Avrupamerkezcilik karşıtı fikirlerde yazarın bir miktar ileri gittiğini düşünüyorum; daha dengeli ve anlama odaklı olabilirdi sanki. Doğu'ya matematiğe katkı konusunda hak ettiğinden daha fazla değer atfettiği fikrindeyim. "Matematikçi bir Cemil Meriç mi okuyacağım?" endişem boşa çıktı, sonrasını çok sevdim. Yazarın kavramları açıklayan, matematiğe yakın olmayan okuru da kapsamaya çalışan tarzı hoşuma gitti.
Çok sayıda paragraf ve cümlenin altını çizdim, hepsini buraya aktarmak zor bir şey; yine de kendimce en önemlilerini not etmek istiyorum :
Platonculuğun çekirdeğini matematiksel nesnelerin... bağımsız olduğu görüşü oluşturur.
Heidegger : Matematiğin niçin var olduğu? sorunu.
Aydınlanma düşünürleri, düşünceyle matematiği eşitlediler. Böylece matematik mutlak otorite haline geldi. (Bu da en sonunda otoriter bir zihniyete evrildi. H.S.)
Aristo, anasının (Platon) memelerini kuruttuktan sonra ona tekme atan bir taydır. (Cemil Meriç)
Dasein ile Descartes'ın düalizmi (düşünen özne versus üzerinde düşünülen nesneler) tamamen karşıt fikirlerdir. Heidegger'in Descartes eleştirisinin kökeni, modern dünyada her şeyin ölçüsünün hesapsal olana indirgenmesi ve bunun doğurduğu sorunlardır.
Leibniz 0'ı yokluk, 1'i ise Tanrı olarak yorumlamıştır. Yeni Platoncu ve sayısal gizemci öğretileri izleyen Leibniz'e göre her şey 1'den yani Tanrı'dan sudût etmiştir (taşmıştır).
Leibniz kimi yerlerde sonsuz işlemleri Tanrı'nın dahi yapamayacağını söylemiştir.
Descartes ve Kant gibi düşünürlerde felsefi ifadesini bulan Galileci bilim, doğanın ontolojisini yaşam-dünyasını oluşturan tarih ve kültürden bağımsız olarak bilimsel kuramlar yoluyla keşfetmeye çalışır.
No comments:
Post a Comment