Sunday, July 24, 2022

Acı Tatlı Hatıralar -12

Tavukhane'nin kulübesindeki loş ışığın altında bir saattir çıta kırıyorum. Berbat bir iş. Sobayı yakmak için lazım bu tahtalar anneme. O bana iş buyurduğu zaman sinirlerim geriliyor. Söylediklerime kulak astığı filan yok ama. Kulübeye gelip etrafa bakınıyor ara ara, kırdığım tahtaların çoğunu büyük buluyor. "Sığmaz bunlar sobaya, daha küçük yap" deyip tarlaya geçiyor. Canımı sıkıyor laf etmesi. Bir an önce babaannemlere kaçıp kısıkta top oynamak istiyorum ben. Tahtaların bazılarını yeniden parçalamak çok zor; uğraş uğraş olmuyor. Elimdeki baltayı kalan her tahtaya hınçla indiriyorum. Kıymık gelecek diye, vururken gözlerimi kapatıyorum. Balta sık sık yana kayıyor. Annem çok çalışkan; bizim de ona yardım etmemizi istiyor. Ben tembelim galiba, hiç sevmiyorum bu işleri. Tek düşüncem akşamüstü ona yakalanmadan kasabaya kaçmak. Babaannem sevinir şimdi geldiğime. O hep över beni. "Aslan oğlum" filan der. Birikmiş gazeteleri okurum ona bazen. Üçüncü sayfadaki cinayet haberlerine dertlenmeye bayılıyor. Öğlenden kalan yemekleri "Aferin oğlum, hadi şunu da bitir" deyip önüme koyar. Hiç alınmam buna, o mutlu oluyor diye hepsini güzelce sıyırırım. Akşam ezanı çoktan okundu, kulübe de epey karanlık oldu artık. Bana Allah'tan bahseder sonra. Anlattıkları kafama yatmaz pek, ama onu dinlemek hoşuma gidiyor. Baltayı çuvalların yanındaki yerine koyup eve dönsem iyi olacak.

No comments:

Post a Comment