İranlı kadınlar ayakta; ama bakamıyorum, içim parçalanıyor. Ne talihsiz bir ülke! 80'lerde daha küçük bir çocuktum ama iyi hatırlıyorum : Siyah beyaz televizyonda top sesleri eşliğinde İran-Irak savaşından bahsederlerdi, her haber bülteninde. "İran-Irak savaşı 3. yılına girdi" filan gibi. Sonra, bizim sol çevrelerdeki yaygın argüman : "Mollalara, dindarlara asla güven olmaz, İran'daki gibi devrimden sonra adamı satarlar."
Bir yıl Tahran'da, altı ay İsfahan'da çalıştığım dönemde bayıldım ben bu ülkeye, ve oranın güzel insanlarına. Tabii zaten biliyordum, birkaç kitap da okumuştum filan ama benzerliğimizi daha yakından gözlemleyebildim. Şu kadarını söyleyeyim, bizden daha sakin, daha hümanistler. Bunun dışında çok benziyoruz birbirimize. Ben oradayken Türkiye'ye hep hayranlıkla bakıyorlardı. "Keşke sizdeki gibi isteyen başını açsa isteyen kapasa" filan derlerdi. Zorbalığın her türlüsü çok fena. Nuri Bilge'nin "Güzel ve yalnız ülkem" sözü bizden çok İran için söylenmeli bana kalırsa.
İranlı kadınlar bu dindar zalimlere karşı elbet bir gün kazanacaklar, dilerim o gün çok gecikmez.
Bir ömür daha lazım bize, ölümden sonra
Çünkü bu ömrümüz sadece umutlanmakla geçti
No comments:
Post a Comment