Hafta içi bizim buralara biraz kar yağdı. Yine de, hakikaten nerede o eski karlar! Hava epey soğusa da öyle dondurucu filan değildi. Soğuk enteresan bir şekilde bazı insanların hoşuna gidiyor. Ben sevmem. Babam havalar ısınmaya başlayınca şöyle derdi : ''Yaz güzeldir, gariban mevsimidir oğlum''. Kış yoksullar için zor bir şey. Hiçbir şey olmasa doğalgaz harcamana dikkat etmek gerekiyor. Babamda arabeske kaçmayan, sâkil durmayan çok güzel bir insan sevgisi vardı.
Psikolog Şule Öncü'nün Facebook paylaşımları hoşuma gidiyor. Özellikle ilişkilerle ilgili yazıp çizdikleri ilgiyle takip etmeye değer. Bir de, edebiyat, sinema filan sevdiği için ifadeleri etkileyici oluyor. Bir kitabının ismini unutamıyorum : ''Yatıyorum, Bir Şey Diyor Musun?'' Muhteşem. Bugünlerde paylaştığı bir cümle de çarptı beni : ''Romantik ilişkide bir kadın bir erkeği, onu kendisine satır satır tarif ederek hadım edebilir. Bunu bir erkek bir kadına yapamaz.'' Acaba hakikaten hayattaki rezilliklerin çoğunun sebebi erkeklerin narsist olması mı? Mümkün.
Yağmur'la geçenlerde mutfakta uzun uzun sanatın ne olduğunu konuştuk. Onun benimle duygusal şeylerden ziyade bu tür büyük konuları paylaşmayı daha çok sevdiğini fark ettim. Buna sevinsem mi üzülsem mi? Sohbet güzel; onunla konuşurken fikirlerimin kat kat açıldığını, zihnimin dibine epey yaklaştığımı hissediyorum. Sanat eserini ayırt eden şeyin (çok az bile olsa) onun insanı yükseltmesi olduğuna karar verdik. Sonrasında bir yandan bulaşıkları yıkıyor bir yandan da Ünzile şarkısını mırıldanıyordum : ''Yağmuru kim döküyor / Ünzile kaç koyun ediyor?'' Aklıma geldi, dönüp bizimkine sordum : "Sence bir genç kız kaç koyun eder?" Tam anlayamadı, soruyu biraz açtım : "Beş kızın var, her birini kaça gelin edersin?" 2 milyon civarında bir fiyatta anlaştık.
İşte dünya böyle sona erdi,
Bir patlamayla değil, bir iniltiyle.
No comments:
Post a Comment