Agony ile ecstasy’nin bir dikotomi (ikilik) olduğunu bilmezdim,
öğrendiğimde hoşuma gitti. Bir sebepten yoğun ‘agony’ hissettiğim bir on gün
geçirdim, kelimeyi hatırlamak dahi iyileşme sürecimde iyi geldi bana.. Bilmenin
sağaltıcı bir etkisi var.
Melih Cevdet’in ‘Şiir Yaşantısı’na fırsat buldukça devam ettim.
Çok kuvvetli yazılar, kat kat açıyor zihnimi. Anday’ın Eliot hayranlığını
bilirdim ama bu denli yoğun incelemiş olması yine de hoşuma gitti.
Alper Hasanoğlu’nun yazılarını beğeniyorum. Engin Geçtan gibi
üstten bakmıyor, ve Doğan Cüceloğlu gibi ‘köylü’ değil –sorry-. İlişkilerle
ilgili şu değerlendirmesi önemli geldi bana : "Günlük hayat ve sorunları
ilişkinizin düşmanı değildir. Düşmanı değildir ama aşkın da günlük hayatın
sınavından geçmesi gerekir. Günlük hayat Faust’un Mefisto’su gibi seslenir
çiftlere: Sevginizin büyüklüğünü sınamak istiyorsanız, bunu ancak bende
yapabilirsiniz! "
Hayatın anlamı denen saçmalığı hepimiz bir dönem
sorgulamışızdır. Alper H. bunu şöyle formüle etmiş : "Anlamın,
‘toplumsallık duygusu ve ötekiyle gerçekleşen karşılaşma içinde onu sevmek’te
olduğunu söylemek ; sanırım en iyi özet bu…" Ötekini sevmek! Ne zor bir
şey...
Şu da güzel : Freudiyen anlamda haz, doğası gereği nörotiktir.
Daha önceden biraz Popper takılmıştım, ama biraz ağır ve sıkıcı
geldi bana. Yine de şu yaklaşımı hoşuma gitmişti : "Popper, hangi kuram
olursa olsun belli koşullarda deneysel destek bulmanın kolay olduğunu;
bilimselliğin ampirik destek sağlamada değil, kuramın hangi koşullar altında
yanlış olduğunu belirlemeyi esas aldı. Eğer bir kuram yanlışlanabilir ise,
bilimseldir. En iyi kuram "zamana bağlı olarak yanlışlanabilir,
çürütülebilir olan kuramdır" demiştir Karl Popper. "
Muhteşem bir Eliot şiiri ile bitirelim bu yamalı bohçaya dönmüş
yazıyı.
Fenikeli Phlebas, öleli iki
hafta olmadan
Unuttu martı çığlıklarını, dalgaları
kâr ile zararı.
Bir akıntı, deniz altında,
Sıyırıyor kemiklerini, fısıltılarla…
Sen, ey dümeni çevirirken rüzgâra doğru bakan!
Düşün Phlebas’ı, o da yakışıklıydı eskiden.
(18 Haziran 2016)
Unuttu martı çığlıklarını, dalgaları
kâr ile zararı.
Bir akıntı, deniz altında,
Sıyırıyor kemiklerini, fısıltılarla…
Sen, ey dümeni çevirirken rüzgâra doğru bakan!
Düşün Phlebas’ı, o da yakışıklıydı eskiden.
(18 Haziran 2016)
No comments:
Post a Comment