Monday, July 24, 2017

Not Defterimden-7

Yıllar önce Ayrıntı'nın bastığı 'Gösteri Toplumu' diye bir kitap vardı. Sosyal medya henüz ortaya çıkmamıştı, yazarı Debord bugünleri görebilmiş mi bilmem, ama tatil boyunca takıldığım sanal ortamlardaki 'gösterme' arzusu kendisinin ne denli uzak görüşlü olduğunu da kanıtlıyor bana kalırsa.
Bu konuyu daha vulgar kelimeler kullanarak açtığım bir tartışma sırada Aysun şöyle dedi : "Peki entellektüel paylaşımlarla da bir çeşit 'gösteri' yapılmış olunmuyor mu? O da 'bakın, ben böyle biriyim!' saklı mesajını iletmiyor mu?" dedi.. Güzel bir karşı-çıkış, tebrikler.. Öte yandan, onların zihinsel paylaşım, öğrenmek, kendimizi genişletmek gibi birçok faideli etkisi yok mu? O vakit roman da şiir de sinema da yapılamaz gibi geliyor bana, çünkü onlarla da aslında bir çeşit 'bak işte ben buyum' demiyor mu sanatçı? Neden yeni alınan bir arabanın sevincini paylaşmak kazmalık da yeni bitirdiğimiz kitap hakkında yazmak değil? Çünkü ikincisi 'genişleme ve paylaşma' olanağı sunuyor. İlkinde ise kapalı, dar ve maddiyatla sınırlı bir içerik var bana kalırsa...
Melih Cevdet'in Şiir Yaşantısı'nı bitirdim tatilde. Olağanüstü birikimli bir insandı Anday, ve şiir üzerine memlekette en çok düşünmüş şair. Onun Ataç, Eliot, Octavio Paz hayranlığı dönüp bu insanları yeniden okuma arzusu uyandırdı bende. Ahmet Haşim ve Yahya Kemal'i iyi incelediği sıkı yazılar var. Divan şiirini bildiği kadar Fransız ve İngiliz şiirini de çok iyi biliyor Anday. Şiir artık insanların çaktırmadan dudak büktüğü bir alan bana kalırsa.. Oysa tıpkı müzik gibi, resim gibi, bir gün hepimiz kurtuluşa erdiğimizde değeri daha iyi anlaşılacak müthiş bir alan şiir. Sıkıldığımız bu hayat içinde yeni bir hayat kurmayı sağlıyor o.
Gauguin, Tahiti'de yaptığı resimleri sergilerken ziyaretçilerden biri bir resim karşısında "Kadının korku içinde ruhları beklediğini ne güzel anlatmışsınız" demesi üzerine, "Evet, konu o, ama ben mor-yeşil uyumunu aradım" yanıtını veriyor. Olağanüstü, değil mi?
Neyse, o kadar çok yerin altını çizmişim ki, şimdi buraya geçirmeye üşendim. Octavio Paz'dan bir dörtlükle bitirelim :

Dağları arıyorsun gövdemde
Ormana gömülmüş güneşini.
Ben senin gövdende tekneyi arıyorum
Gece yarısı yiten o tekneyi.


(9 Temmuz 2016)

No comments:

Post a Comment