Yeşilli Camii
Bayram geldiğinde evde hep aynı tartışma olurdu : Sabah bayram namazına gidecek miyiz, gitmeyecek miyiz? Babamın din ile ilişkisi pek kuvvetli değildi; halbuki gençliğinde kısa bir süre müezzinlik bile yapmış, camide ezan okumuş biriydi. Ne zaman, hangi süreçte böyle keskin bir dönüşüm geçirdi? Bunu ona sormak hiç aklıma gelmedi. Yıllar sonraki ergen isyanımızdan önce, nispeten küçükken, abimle ben babam ne derse onu yapardık. Tavukhane'nin kuyusundan gelen ve insanın elini donduran suyla babamın talimatlarını sırayla uygular, abdest alır, steyşın Reno'ya atlayıp Yeşilli Camii'ne giderdik. Bu sırada kardeşimle annem evi derleyip toparlamaya başlamış olurdu.
Camiye ait her şey ilginç gelirdi bana. Ritüellerle dolu, çok tanıdık ve çok uzak bir dünya. İnsanlar ayakkabılarını yavaşça çıkarır, diğerlerinin ayakkabılarının yanına karışık bir şekilde bırakırdı. Camide meraklı bir turist gibi hissederdim kendimi. Yaşıtlarımın aksine tek bir Cuma namazına bile gitmişliğim yoktu. Yüzlerce insan yan yana sıralanır, saflar oluşturulurdu. Hiç tanımadığım iki adam arasında ben de yerimi alırdım. Kendimi orada hep biraz kısa hissederdim.
Namaz başlayınca bildiğim iki üç duayı devr-i daim şeklinde tekrarlar, tuhaf bir yabancılaşma duygusuyla eğilip kalkardım. Hoca'nın "Allahu Ekber" demesiyle elimi kulağıma götürdükten sonra bende ciddi bir kaygı başlardı : Bir sonraki harekette ellerimi bağlayacak mıyım, yoksa indirecek miyim? Bütün bayram namazlarım yanımdaki adamın ne yapacağını kollamakla geçti. Az bir zaman farkıyla, o ne yaparsa ben de aynısını yapar, namazı hatasız tamamlamaya çalışırdım.
Bu gergin anlar bittikten sonra bağdaş kurup otururduk. Hoca Salavat-ı Şerif'i okumaya başlardı. İşte o vakit, çok sevdiğim bu ilahiyi cemaatle beraber söylüyor olmak beni mutlu ederdi. Kendimi manevi dünyaya ait hisseder, türlü duygulara dalardım.
Namaz çıkışı caminin balkonunda herkes birbiriyle bayramlaşırdı. Sakallı amcalar belirgin bir neşe içinde iki elle kavrardı diğerinin elini. Babamın en çok bu toplu bayramlaşma kısmını sevdiğini, hatta belki de sadece bunun için namaza gittiğini düşünüyorum şimdi. Sosyalleşmek, toplumun bir parçası olduğunu hissetmek hoşuna giderdi.
Daha sonra hemen yakındaki dedemlere uğrardık. En temiz, en güzel başörtüsüyle babaannem avluda sevinç içinde karşılardı bizi. Dini konularda hiç sözünü geçiremediği oğlunun bir kez daha bayram namazına gitmiş olması onu misliyle mutlu ederdi.
No comments:
Post a Comment