Sunday, May 22, 2022

Acı Tatlı Hatıralar -7

Vapur-Tren
Üniversite için İstanbul'a geldiğim o ilk yıl çok zor geçti. Annemle babamdan uzak kalmak bana fena koyuyordu, üstelik şehre ve okula hiç alışamamıştım. Beşiktaş'ta ailesiyle kalan, okuldan sonra 559 C'ye atlayıp evine giden arkadaşlarıma çok imrenirdim. "Neden ben de her gün Bigadiç'e gidip ertesi sabah buraya gelemiyorum ki?" diye üzüntüyle düşündüğümü çok iyi hatırlıyorum. Fırsatını bulduğumda (ki bu en erken üç ayda bir demekti) kirli çamaşırlarımı da tıkıştırdığım ucuz Adidas çantayı sırtlayıp soluğu Sarayburnu'nda alırdım.
Vapur-tren kombine biletlerinin fiyatı çok uygun olurdu, öğrenciler epey rağbet ederdi buna. Hiç vaktinde gelmeyen büyük yolcu gemisi iskeleye yanaştıktan sonra hemen üst kata, güverteye çıkardım. Boğaz'ın serin havası yüzüme çarpardı. Numarasız kısımda kendime bir yer bulur, bitmek bilmeyen bu vapur seyahati için seçtiğim kitabı okumaya başlardım. Soğuk havalarda bile üniversite öğrencileriyle dolu olurdu güverte; hepsi hareketli, canlı gençler. Ben ise hüzne ve melankoliye batmış bir başka genç olarak kendimi yabancı hissederdim onlara.
Bandırma'da vapurdan inip gara gider, sallanarak bütün Ege'yi kat edecek olan treni beklerdim. Kompartımanda bulduğum ilk yere oturup iyi kötü uyumaya çalışırdım. Tedirgin bir yolculuk olurdu bu; dikkat etmezsem kendimi bir anda Akhisar'da bulabilirdim. Tren gecenin kör bir vaktinde Balıkesir Garı'na girer, gürültüyle dururdu. Uyku sersemi bir vaziyette yolun karşısına geçer, ucuz sigara ve tuvalet kokan terminalde o saatte Bigadiç'e giden tek vasıtayı, 'gaste arabası'nı beklerdim.
Arka koltuktaki bir düzine gazete balyası ile beraber sonunda kasabaya varırdım. Yaklaşınca, uzaktan babamı görür, sevinirdim. Orada, benzinliğin hemen yanındaki parkta ayakta beni bekliyor olurdu. Çantaları indirmeme yardım eder, sonra tüm gövdemi sıkıca kavrayıp sanki hâlâ bir çocukmuşum gibi beni havaya kaldırırdı.

No comments:

Post a Comment