Uzun zamandır hiçbir şey yapmak istemiyorum, bu deprem olayı mahvetti beni de... Baharla beraber yavaş yavaş kendime geliyorum. Alışkanlıklarımı değiştirmeye, kilo vermeye çalışıyorum. Şimdi seçime takıldım; her gün anket sonuçlarına bakıyorum. Ne saçma... Yıllar yıllar önce MHP Ecevit koalisyonuna girince ürpermiştim, sonra dedim ki "Ne olacak ya, ne yapabilirler?" Hakikaten de -partilerimizin istikrarlı kötü yönetimi sayesinde- pek bir şey değişmedi hayatımızda. O nedenle kim kazanırsa kazansın hayat devam edecek. Kendi içimizdeki dünya dışında pek bir kontrol alanımız yok zaten.
Gain'de Ayak İşleri bitti, Gibi beklenen performansı inatla vermiyor, Konuşanlar'a aferin, Tahsildaroğlu peynirleri gibi standardı hep tutturuyor, MUBI'den çıkacağım, Disney neden var bilmiyorum. Geçen Aysun'la Close filmini izledik, muhteşemdi. Cannes'de Jüri Büyük Ödülü almış; kesinlikle hak etmiş. Benim filtrem Cannes oluyor, orada bir şeyler yapan filmler çoğu zaman iyi çıkıyor. Şimdi Mayıs ortası Nuri Bilge'nin 'Kuru Otlar Üstüne' filminin prömiyeri var. Şöyle bir şey bu benim için : Kiminin gönlünden Porsche geçer, kiminin Maldivler'de tatil; ben ise Mayıs'ta o prömiyerde olmak isterdim. Film hakkında hiçbir şey okumuyorum spoiler olmasın diye, o derece heyecanlıyım.
Yağmur kocaman oldu, aramız çok iyi. Ona sarılmak varoluşumun teyidi oluyor.
No comments:
Post a Comment