Thursday, March 28, 2024

Acı Tatlı Hatıralar - 14

Öğle arasında geniş düzenli merdivenlerden atlaya zıplaya bahçeye çıkıp çardağı solumuza alarak küçük yamaçtaki çakıl taşlarını umursamadan İmam Hatip'in arkasındaki büyük devasa toprak sahaya varıyoruz. Kutsal ve geniş bir dünya var şimdi karşımızda. Az sonra toz toprak içinde, yaşımıza göre epey büyük futbol sahasında koşuşturup varoluşumuzun tadını çıkaracağız. Bir hediyeymiş gibi, burada gerçek kale direkleri var, korner çizgileri ve işaretlenmiş penaltı noktası var. Maçı akşam yemekte babama da anlatırım, güzel olur. Sorular sorar o bana. 

Maç sırasında fena bir şey oluyor : Zaten salkım saçak hale gelmiş olan meşin top tamamen gümlüyor ve oyun duruyor. Ne yapacağız, nereden hemen top bulacağız? Bende dedemin bisikleti var. Epey yüksek de olsa ayakta sağlı sollu sürebiliyorum. Eski tip, Kırlangıç marka. Üzerinde bir şey yazmıyor, silinmiş; dedem söyledi bunu bana. Bakkal tarafındaki duvarın dibine dayamıştım. Ona ne zaman atladım, tavukhane evimize doğru çılgın gibi pedal çevirmeye ne zaman başladım, hatırlamıyorum. Zihnimdeki tek imge şu : Kanal boyunun kenarından tümseklere, çukurlara ve köpeklere aldırmadan bir film sahnesindeymiş gibi pedal çeviriyorum. Yol bomboş. Su kamışları benim hızımla eğilip benimle doğruluyorlar. Tavukhane ilk defa o gün uzak gelmiyor bana. İlk defa o gün yüreğimdeki mesafe kapanıyor.


No comments:

Post a Comment