Friday, November 22, 2024

Cuma Öncesi Notlar - 3

Ufuk Uras hocayla liberaller grubu olarak bir araya gelmiştik, iki yıl kadar önce. Tabii onu çok önceden beri takip ediyorum. Onunla yüz yüze konuşmak, gülen yüzünden 'pay almak' insanı daima iyi hissettiriyor. Bana hep biraz naif gelmiş biridir; CB dahil herkes tarafından sevilmesinde bunun da etkisi olsa gerek. Bahçeli ile görüşmek, 'laf taşımak' için onu seçmelerine, onun da elini taşın altına koymasına epey sevindim. Umarım sonu daha öncekiler gibi Silivri olmaz!

Voleybolda Zeren diye bir takım ligde Fenerbahçe'yi 3-2 yendi. Böyle bir şey nasıl olabilir? Zeren kim? Adını ilk defa duyuyorum. Güya, inanırsan, maçtan sonra 300 bin dolar dağıtmışlar oyunculara. Önden bunu bilen kızlar da allah ne verdiyse vurmuş. Bilemiyorum, öyle bile olsa Fener'in durumu iyi değil herhalde; lige yeni çıkan bir takıma yenilmek de nedir?
Bir kavram ürettim, bununla gurur duyuyorum. Adı : 'Mazeretsiz Övgü'. Günlük hayatta birbirimizi ne kadar az övdüğümüzü, az beğeni ifade ettiğimizi geçiyorum. Tutalım ki övdük. Bunu tıpkı özür dilerken olduğu gibi, mazeretsiz, kılçıksız bir şekilde yapmamız lazım. 'Ama'lar olmadan, cümlenin arkasına işin tadını kaçıran laflar eklemeden... Kötü bir örnek olarak, 'Ne çok odun kırdın, eline sağlık. Keşke vaktin olsaydı da daha çok kırabilseydin.' demeden. Suyumuza bir damla dahi ekşi katmayalım, onu temiz tutmaya çalışalım. Küçük gibi görünse de bu tür konuları önemli buluyorum.
Her gün yapmam gereken belli işler var, 'zincir' diyorum buna. Kendi listem, mecbur değilim. Jerry Seinfeld gibi yeteneksiz biri bile bir yıl boyunca her gün ama her gün bir şaka yazdığı, yani çok sevdiğim ifadeyle 'kas' oluşturduğu için neler başarmış! Tabii benim hedeflerim çok daha mütevazı. Atomik alışkanlıklar denen şeye yürekten inanıyorum. Antik Yunan'daki güreşçi Krotonlu Milo gibi her sabah o küçük, tatlı buzağımı taşırsam bir gün neden ben de bir öküz taşımayayım? Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.

No comments:

Post a Comment