Sunday, August 20, 2017

Hayat Ağacı

Altın Palmiyeli filmler serisinde benim için kayıp halka olan 'Hayat Ağacı'nı nihayet bitirdim. Zor oldu be! Bir hafta içinde dört-beş oturuşta ancak tamamlayabildim, bir kitabı okur gibi. Son derece yoğun, çoğu Hıristiyanlığa dair simgelerle dolu bir film. Bunların önemli bir kısmını anlayamadım. Bir Tarkovski filmi gibi izleyiciden ciddi bir çaba talep ediyor bu yapıt.

Tüm zorluklarına rağmen filmi çok sevdim. Beni oradan oraya attı, değişik birçok fikre, duyguya sürükledi. 'Hayat' denen, 'dünya' denen şeyin bir filmde 'temel izlek' olmasına ilk defa rastladım. Malick böylesine zorlu bir işe girişmiş ve altından da başarıyla kalkmış. Onulmaz bir kayba uğrayan bireyin zihnindeki yıkımı çağlayanlar, ateş, duman gibi alegorilerle güzel anlatmış.

Sinemada izlemek lazımmış bu filmi, görüntüleri olağanüstü çünkü. Öyle böyle değil.
Anne rolünü oynayan kadının, ve küçük Jack'in oyununu çok beğendim. Pitt tam oturmamış sanki. Kamera hareketleri, beklenmedik açılar filan da zihinlerdeki karmaşayı, kaosu iletmekte fayda sağlamış.

Tekrar izlemek lazım bu filmi. Palmiye'yi sonuna kadar hak eden, ama benim gibi bir faniyi aşan bir film olmuş..


No comments:

Post a Comment