Sunday, August 20, 2017

Tarkovski

Tarkovski bana hep İran'daki günlerimi hatırlatır. Ne çok çaba göstermiştim onun filmlerini izlemek ve anlayabilmek için. Hele Andrei Rublev! 3 gün almıştı bitirmem... Her yarım saatte bir mola verip -hatta bazen güç toplamak için uyuyup!- öyle devam ediyordum. Sonunda ise hiçbir şey anlamadan kapatmıştım VCD'yi.

Neden böyle? Yani neden Tarkovski 'entellektüel sinema izleyicisi' ile diğerlerini birbirinden ayıran bir 'çizgi', bir 'hat'? Bunu düşündüğümde aklıma gelen tek şey onun sinemayı 'şiir' yazmanın bir başka aracı olarak görmesi. İmgeler, simgeler, referanslar.. Kısım kısım çözümlemek gerekiyor onun sinemasını, dahil olmak çok zor. Bir operaya gitmek gibi, belki de önceden temayı, derdini, anlatmak istediğini, vs vs'yi anlayıp öyle oturmak gerekiyor filmin başına.

Bergman'ın dahi yere göğe koyamadığı bir adam Tarkovski. "Bizim açmaya uğraştığımız kapıdan o kolayca geçmiştir" diyor. Ancak itiraf ediyorum, ben tad alamadım onun filmlerinden. Mesele de muhtemelen o değil benim!


No comments:

Post a Comment