Saturday, February 17, 2018

Not Defterimden-11

Canımın içi Ahmet Kaya’nın doğum yıldönümü imiş. Yanarım, onun hiçbir konserine gitmemiş olmama yanarım. 'Acılara Tutunmak' çıktığında lisedeydim, bir yakınım kalfalık yaptığı elektrik dükkânında motor teli sararken dinlerdi onu. Auto-revers’lü teypler vardı o zamanlar (kaç kişi hatırlar şimdi?), bana bir akşam şöyle demişti : “Sürekli dönüyor kaset, hiç dokunmuyoruz.” Sonra annemle Balıkesir’de ‘Ağlama Bebeğim’i dinlediğimizi çok iyi hatırlıyorum, ikimiz de ne çok severdik onun şarkılarını. Ahmet Kaya'nın abisi (abisi varmış!) T24’e güzel bir söyleşi vermiş : http://t24.com.tr/…/ahmet-kaya-yasasaydi-sedar-ortaci-karsi…

Russell’ın 'Batı Felsefesi Tarihi’ni, ve son kısmını oldukça sallamasyon okuyarak da olsa Platonov’un ‘Çukur’unu bitirdim. Umduğum tadı alamadım, konusu bize çok uzak ; ama Platonov’un müthiş farklı, gotik bir bakış açısı var, o nedenle tanıştığıma memnunum. BFT ise gayet iyi bir kitaptı, ikinciyi de okuyacağım. Oradaki filozoflardan yeni-Platoncu Plotinos’u duymamıştım, adam nerdeyse Hıristiyanlığın teorik kurucusu çıktı yahu! "Amma cahilim" dedim kendi kendime..Felsefe konusunda Çiğdem Dürüşken hocanın Antikçağ Felsefesi kitabı bir efsaneymiş, başladım okumaya, gerçekten olağanüstü bir kitap. Okuması çok zevkli, ve anlatımı müthiş berrak. Böylesini hiç görmemiştim.

'Fizik Üzerine Yedi Kısa Ders' diye bir fizik kitabı bitirdim. Kuantum mekaniği ve birkaç başka konu var içinde, okuması gayet zevkli. Orada Paul Dirac isminde bir fizikçiden bahsediyordu ; adam meğer Einstein’dan sonra 20.yüzyıldaki en büyük fizikçiymiş! Çok cahil hissettim kendimi. 

Politik nedenlerle ülkeyi terk edenlere dair birkaç söz : Memleket anne gibidir. Hoşlanmadığımız yönleri olsa da çok derinlerde bir yerde ondan asla kopamayız. Varlığımız onun üzerinde kurgulanmıştır. Eleştirmek eyvallah, ama bu beyazlar gibi terk edip gitmek asla düşünmeyeceğim bir şey oldu hep. Şeriat gelse gitmem. İnsan annesini bırakır mı? Ben kızımı da bu mantıkla yetiştirmeye çalışıyorum. On yıllardır şeriat gelecek diye bekliyorum, henüz gelmedi, hâlâ bekliyorum. İyiliğe, pozitifliğe, ve toplumsallığa inanmak zorundayız, yoksa karamsar, bireyci birer nihilist olup çıkarız. Bana uygun değil. Bizde idareyi eleştirmek ile insanları, memleketi eleştirmek arasındaki ince çizgi sıklıkla ihlâl ediliyor. İtirazım da buna oluyor genelde.

''Önemli olan, kişinin neye inandığı değil, inandığı şeyin onu ne yaptığıdır.'' Brecht

28 Ekim 2017

No comments:

Post a Comment