Evet, biraz uzunca, ama Niteliksiz Adam'dan bir arkadaşımın ilettiği müthiş bir alıntıyı buraya koymam lazım, bayıldım ben. O kitabı da bir gün okumayı hedefliyorum. "Matematik üzerine ya da matematiksel-mantıksal incelemeler kaleme aldığı veya doğa bilimleriyle ilgilendiği bir sırada kendisine ne gibi bir hedefinin bulunduğu sorulsaydı, buna tek bir sorunun düşünmeye değdiğini, bunun da doğru yaşamaya ilişkin soru olduğunu söyleyerek yanıt verirdi. Ancak insan bir talepte bir sonuç almaksızın uzunca bir zaman direndiğinde, beyin de tıpkı uzunca bir zaman havada kalan bir kol gibi uyuşur, ve düşüncelerimiz yaz mevsiminde askerlerin geçit için uzun zaman güneş altında duramamaları gibi sürekli ayakta kalamaz; uzun süre beklemek zorunda kalan askerler düşüp bayılırlar. (...) "Benden geriye ne kaldı?" diye düşündü. Belki de yalnızca yürekli ve satın alınamaz olan, kendini iç dünyasının özgürlüğü uğruna dış dünyadaki yasaların çok azına saygı gösterdiğine inandırmak isteyen bir insan."
Yağmur'un matematiği çok güçlendi ve bu beni mutlu ediyor. Akıl yürütme, disiplinli olma ve bilişsel zekâ denen şeyi çok önemsiyorum. Kendi başına oturup soru dahi çözdüğü oluyor, inanılmaz. Odasını da toplamaya başladı. Nazar değmesin yıvrıma :) Hâlâ çok takılıyor IPad'e filan, ama yine de güzel gelişmeler var onda...
İlk defa bir felsefe sözlüğünün maddelerini anladım, ve hayran oldum bu esere. Tesadüfen rast gelmiştim, şimdi ara ara hep okuyorum. Çok eski de olsa, Platon ne demişti, Aristo'nun metafiziği ne anlatıyor, vs. tümünü hap gibi anlatıyor. Olağanüstü. Bu academia.edu'da güzel makaleler var.
https://www.academia.edu/…/Felsefe_Terimleri_S%C3%B6zl%C3%B…
Sema Kaygusuz'u severdim önceden ; yanlış hatırlamıyorsam Taraf'ta da yazardı. Her yazısını zevkle okurdum. Bu hafta biraz ona takıldım. Tahmin ettiğim gibi o da sol-tutuculardan biri haline gelmiş. Yurtdışında yaşayan insanlarda fark etmeden tutuculuğa kayma konusunda daha yüksek bir istatistik var sanki. Yine de bir söyleşisindeki şu kısım çok hoşuma gitti : "Biliyor musun, bizim yaptığımız iş aslında çeviri. Biz kendimizi çeviriyoruz, elimizdeki dil hangi dilse o dile çeviriyoruz. Bu yüzden okurun karşısında çıkan yazı kendi ana dilinde bile olsa, yazılırken muhakkak eksilmiş, ifadenin büyük bölümünü kaybetmiştir.”
http://www.irmakzileli.com.tr/…/…/sema-kaygusuz-ile-soylesi/
Kış Uykusu'nu üçüncü kez izledim. Bir arkadaşım yemek filan yaparken televizyonda 'Mayıs Sıkıntısı'nı açık bırakırdı, sürekli dönerdi film bir şarkı gibi :) Ben de bu filme dair aynı duygular içindeyim. Diyaloglardaki, mimiklerdeki o incelikler, sahicilikler, oyuncuların gücü.. Beni benden alıyor her defasında. Aydın karakterinde pek çok insan gibi ben de kendimden çok şey buluyorum, ama sanırım bir miktar Necla'lık da var bende, bu da hoşuma gidiyor. Şu kısmı çok güçlü buldum, unutmamak için kendim ellerim titreyerek videoya kaydettim : https://www.youtube.com/watch?v=bPVv9GUMm3o
Taner Akçam'ın arkadaşı Oberdiek'in hayata bakışını, insan hakları için yaptıklarını gözyaşları içinde dinledim arabada. Ruhu şâd olsun, ne güzel bir insanmış. O dönemdeki işkenceleri, sakat bırakılan insanları, ve buna karşı yapılan mücadeleleri unutmamak gerekiyor. http://t24.com.tr/…/t…/helmut-oberdiek-ile-parca-parca,14518
Platonov okumayı çok istiyordum, sonunda bir kitabını aldım, ve başladım. Olağanüstü bir yazar ; çok daha fazla tanınmalıydı bence. Aysun'a dediğim gibi, insanın "Hangi kitabı okuyayım?" diye düşünmesine gerek yok bu ülkede, Metis'in bastığı herhangi bir kitabı al, ve oku!
Sonbahar, hatta kış geldi. Mutluyum, çok sıkılmıştım yazın sıcağından. Ezdi beni resmen.
8 Ekim 2017

No comments:
Post a Comment