Şimdi bir tabut duruyor!”
Platonov’un Çukur’unu okumaya devam ediyorum. Yavaş gidiyor biraz, Sovyet proleteryasının uzak bir diyarda yapmakta olduğu inşaat etrafında dönen konular çok yakın değil bana; yoğunlaşmak zor. Gotik diyebileceğim bir anlatımı var adamın, değişik bir şey.
Hafta sonu Kariye’ye gittik, muhteşemdi. Kapıda bekleyen orta yaşlı bir rehber ile çok uygun bir fiyata anlaştık. Bize tüm o mozaikleri kronoloijk sıra ile anlattı. İlk defa tarihi eser gezisinden müthiş bir keyif aldım. Sinematografik bir özelliği var mozaiklerin, çok şey öğrendim. Dört ana İncil’den farklı bir İncil üzerinden (adı neydi?) anlatılıyor bütün hikâye. Bu mevzulara dalsa insanı ömür boyu oyalayacak derinlikte öyküler... Mozaikler de çok iyi korunmuş, bizimkileri tebrik etmek lâzım. Çölde yoktan ekmek yaratmasını isteyerek peygamberliğini sınayan iblis ile İsa resmi de vardı. İsa’nın meşhur sözünü o zaman söylediği rivayet ediliyor : “İnsan sadece ekmekle yaşayamaz.”
İki satranç büyükustasının ‘trash talk’ yaparak kapışmasını izledim Youtube’de. Süper komikti. Bir yandan satranç oynuyorsun, bir yandan da rakibini kızdırmaya çalışıyorsun, ‘trash talk’ın anlamı bu. Bizde tavlada çok yapılır aslında. Özellikle ‘hazırlık’ kısmını içeren videoya çok güldüm. Şu lafı da bilmiyordum : “Nimzowitch son of the bitch”.
Elif Şafak’ın meşhur TED konuşmasını dinledim. İngilizcesi gerçekten çok iyi kadının. Ancak bana hep sentetik gelen bir insan oldu Şafak. “Biseksüelliğini açıklaması kocasını kırmış mıdır acaba?” diye düşünmekten kendimi alamadım. İlginç hiçbir şey yok söylediklerinde, kitaplarındaki gibi.
Bütün hafta bir arkadaşımın teklifi sebebiyle ‘kediler hakkında bir metin üretsem ne yazardım?’ diye düşünmekten kafayı yedim. Çünkü, itiraf etmek gerekirse, kedileri o kadar da sevmiyorum. Birçok yazarın kediler hakkında yazdıklarına filan baktım, bana ilham versin diye. Bilge Karasu’lar, T.S. Eliot’lar.. Bana başlangıç noktası verecek hiçbir şey bulamadım. Yolda 'kedi ideasının aslında bir Oblomov’luk ideası' olduğuna karar verdim. Buradan yola çıkabilir miydim? Sonunda vazgeçtim.
''İnsanlar çok derindeki duyguları hakkında konuşmak istemezler.'' Tarkovski
İrfan Aktan’ın Tahir Elçi’nin eşi Türkân Elçi ile yaptığı söyleşiyi yollarda gözyaşları içinde dinledim. Dirençli, yere sağlam basan, ve hakkaniyet gözeten bir insan Türkân hanım. Keşke İrfan Aktan da öyle olabilseymiş. Lafı dönüp dolaştırıp Ahmet Hakan’ın da bu cinayette dolaylı payı olduğuna getirmeye çalışması beni hiç şaşırtmadı. Bir zamanlar çok sevdiğim bu insanların artık fikrî bir ceset olduğunu, hakkaniyet denen şeyi tamamen yitirdiklerini düşündüm bir kez daha.
Satrançla ilgili Ali hocanın sayfasında bir şeyler yazmıştım, buraya da almak isterim. Bir arkadaş şöyle bir şey demişti : “Satranc savas stratejileri ve rakibi görmediği yerlerden vurma oyunudur. Rakibinin üzerine önce en "önemsiz" olan piyonlarla (erlerle) saldırma, sonra cesitli yöntemlerle canini, kaninı almayı amaçlar”. Şöyle cevap verdim : “ Evet satranç 'ontolojisine' bu tür değerlendirmeler yapılmıştır, haklı olduğunuz noktalar var. Öte yandan, satranç oynuyorsanız bilirsiniz, sağlam, pozisyonel satranç oynarak Dünya şampiyonu olmuş oyuncular da vardır, Karpov, Kramnik gibi.. İsveçli büyükusta Ulf Andersson daha başlarda vezirleri kırışarak oyun sonu odaklı bir perspektifle dünyada hep üst sıralarda oynayabilmiştir. Yani kazanmak için illa ki vahşiler gibi saldırmanız gerekmez ; çünkü satrancın özü 'kare'dir. Hangi karelerin neden önemli olduğunu bilirseniz, mülayim bir şekilde de oyunu kazanabilirsiniz. Ancak, sizin anlattığınız gibi oyuncular da elbette çoktur, Fischer, Kasparov gibi, ve onlara göre içinizde bir 'katil içgüdüsü' yok ise satrançta başarılı olamazsınız. Çok uzun, zevkli bir konudur, ama satrancı iyi bilmeyi gerektirir, yoksa tam anlaşılamaz. Satrancı bu kadar müthiş yapan şey oyunun özündeki dualitedir. Hemen bütün oyunlar tek bir şekilde kazanılır, materyal kazancı ile. Satrancı büyük yapan şey ise, ontolojisindeki dualitedir. Materyal kazancı yanında şahı tutsak etmek de oyunu kazanmanın bir yöntemidir. Hangisini seçeceğinizi, nasıl bir stratejiyle 'neye oynayacağınızı' bilmek kolay değildir. Bu dualite bir çarpan etkisi yapar varyantlarda, çünkü materyal kazancı elde edeyim derken iki vezir önde olduğunuz halde mat olabilirsiniz. Bu nedenle denge kurmanız gerekir, kralın güvenliği ile materyal arasında. Kolay değildir."
Bahardan kalma bir hava vardı İstanbul’da, çok güzeldi.
15 Ekim 2017

No comments:
Post a Comment