Saturday, March 27, 2021

Andrei Rublev

On gündür her gün biraz biraz ilerliyordum, sonunda bunu da bitirdim. Filmleri böyle izlemek hoşuma gidiyor, kitap okumak gibi. Öyle zorlu ve yavaş filmler ki, başka türlü de bitiremiyor insan. 'Bu mazoşizm değil mi?' diye düşünülebilir; öte yandan, tıpkı Rachmaninoff'tan tad alabilmek için uzun bir eğitime ve sıkılmaya katlanmak gerektiği gibi, bu auteur filmlerinden zevk alabilmek için de sabırlı olmak gerekiyor. O muhteşem dünyaya girdikten sonra ise geriye dönüş yok artık!

Yıllar önce İran'da bir hafta sonumu harcayarak izlemiştim bu filmi, ama hiçbir şey anlamamıştım. Ekran küçük, ben yalnızım, ve görüntü VCD kalitesinde... O zaman çok bunaldığımı hatırlıyorum; hatta ara ara uyuyup güç toplayıp tekrar filme dönüyordum! Bir kez daha denediğim için çok mutluyum; NBC'nin en iyi ikinci filmi olması boşuna değil (ilki Ayna); benim de izlediğim en iyi filmlerden birisi oldu. Belki de birincisi.
Filmin ne anlattığı vs ile ilgilenmiyorum. O görsellik, kamera açıları, oyunculuk ve hikayenin sürekli vites değiştirmesine bayıldım. Soytarı sahnesi, balonla uçma, Tatar saldırısı, çarmıha gerilme... Hepsini büyük bir hayranlıkla izledim.
Beni resmen değiştirip/dönüştürdüğünü hissettiğim bir film oldu Rublev. 'İşte sanat bu!' diye haykırasım var. Müthiş bir sanat eserini izledikten/okuduktan sonra artık eski insan olmadığınızı hissedersiniz ya, öyle bir şey. Entellik olsun diye demiyorum, Tarkovski gerçekten büyük bir yönetmen, bunu ilk defa şimdi anladım ben.


No comments:

Post a Comment