Tuesday, March 2, 2021

Jeanne Dielman, 23, quai du commerce, 1080 Bruxelles

Allahım, hangi listede gördüm de bu filme takıldım? Bir yerlerde "20. yüzyılın en önemli feminist filmleri" diye bir şey vardı, oralardan sanırım. 

Baktım, 3 saat 20 dakika sürüyor. "Hiçbir şey zor değildir, yeter ki onu küçük parçalara bölmesini bilelim." mottosundan yola çıkarak her gün yarım saat izlemeye karar verdim. Ne kadar mantıklıymış! İlk yarım saati her zaman bağışlarım, bu filmde de hiç kuşkulanmadım. Tamam, nerdeyse günlük hayat yavaşlığında. Olsun. Sonrası ise benim gibi auteuer sinemasını seven biri için dahi gerçek bir işkenceydi. 

Tabii film bu kadar meşhur olunca insan bir miktar "Bir şey mi kaçırıyorum?" hissine sürükleniyor. Nerdeyse emindim fikirlerimden, yine de dönüp sağa sola baktım; koskoca Marguerite Duras bile bu filmin Cannes'daki gösterimini "Bu nasıl bir delilik!" diyerek terk etmiş. 

Peki, eserin özelliği ne? 'Deneysel sinema teknikleri ile kadın dünyasındaki göstergelerin ardındakini hissettirmeye çalışmış' diyelim, çok da incitmeyelim. İmkanım olsaydı yönetmene tek bir soru sormak isterdim : "Bacım, beni çıldırtsa da hepsine eyvallah; ama son sahne ile neden kendine kıydın, neden bir anda dağıldın ki sen? Keşke hiç değilse stilinde tutarlı olsaydın." Evet, bir tek bunu söylemek isterdim.






No comments:

Post a Comment