Tuesday, January 14, 2025

Acı Tatlı Hatıralar - 19

Annem salonda tek kişilik yatağında uzanıyor. Diyabetten ötürü yüzü bir Çinliye benziyor artık. İnsülin iğnesini ben yapıyorum; pek hoş bir deneyim değil. Benim dışımda herkesle gözleri kapalı konuşuyor. Onu seyrediyorum uyurken, kafam binbeşyüz.

Annemi ve babamı çok daha fazla görmüş olmak isterdim, böyle şeyler geçiyor aklımdan. Artık babamla beraber hiçbir şey yapamam, telefon bile edemem ona. Bazen rüyalarıma giriyor : Babam ağır adımlarla kısıktan çıkıp az ötedeki Bakkal Emin'in dükkânına doğru yürüyor. Köşeyi dönmüyor ama; tam oradaki beton direğin önünde duruyor. Ben Sümerbank'ın karşısında, yüksek bir noktadayım. ''Baba, sen ölmedin mi?'' diyorum ona. Sessizce etrafına bakıyor.
Her yaz onlar sanki hâlâ oradaymış gibi, eksik kalan günleri yaşayabilirmişiz gibi kasabaya gidiyorum. Babamla sohbet etmeyi çok severdim, oysa ne kadar az konuşabildik! Kasabanın sokaklarında yan yana yürüyoruz. Beşiktaş'ın yeni forvetinden, sosyal demokratlardan filan bahsediyoruz. Akşam ezanı olmadan dönüyoruz eve. Annem tarhana çorbası ve ıspanak yapmış. Babam, ''Et yok mu?'' diye soruyor.
Ah anne, baba! Velhasıl, ömrüm boyunca sizi çok gördüğümü söyleyemem.

No comments:

Post a Comment