Zorluklarla dolu bir hafta oldu. Şunu fark ettim : Küçük büyük demeden biriktirdiğiniz güçlü alanlar, direnç noktaları zor vakitlerde birleşip imdadınıza yetişiyor, sizi daha kuvvetli yapıyorlar. Hiçbir şeyi küçümsememek lazım! Her gün şınav çekmem ile mental direncim arasında bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Satrançta da öyledir: Kazanmak için küçük üstünlükleri biriktirmek, ve son vuruş fırsatını ancak o zaman aramak gerekir. ''At orada ne yapacak'', ''Vezir iyi yerde ama bir işe yaramıyor'' diye düşünmemek lazım. Onların toplam enerjisi size oyunu kazandırıyor.
Bu hafta yollarda epey psikolojik ve siyasi podcast'ler dinledim. Bilmediğim birçok şey öğrendim, bildiklerimi tekrar etmiş oldum. Katoliklik ile Ortodoksluk arasındaki farklar, neden bölündükleri vs.. Mevzu tabii ki Bizans'a ve İznik Konsili'ne kadar geldi. Kimi şeyleri zaten bildiğimi fark etmek hoşuma gitti.
Barış sürecine umarım herkes destek verir. CHP daha şimdiden negatif bir pozisyon almaya hazırlanıyor sanki, bu canımı sıkıyor. Doğrusu ben barış için şeytanla bile işbirliği yaparım. Bir zamanlar bir kitap okumuştum, PKK'lıların yazdığı... Ateş ederken çıkan o kükürt kokusundan, parçalanmış etten filan bahsediyordu. Meclise temsilci sokabildikleri bu zamanlarda dağlarda ne yapıyorlar, zerre anlamıyorum. Öte yandan, bakalım Öcalan'ı dinleyecekler mi? En çok bunu merak ediyorum.
Dindar olmak, yüzyıllardır yerleşmiş bir düzenin içinde yaşamak ne güzel. Gerçekten, keşke ben de inanabilseydim, bu çok huzur veren bir şey olurdu. Dindarlar için akıl ile inanç hemhâl olmuş vaziyette. Bende ise, gel gör ki, aklım her şeyin önünde!
No comments:
Post a Comment