koltukta uyur uyanık bir hallere düşüyorum bazen. o zaman, tel aviv'de çalınan güzelim trek marka bisikletimle netanya'ya akşam karanlık çökmek üzereyken cellcom'dan otele döndüğüm yolun imgesi geliyor aklıma.
kulağımda kimi zaman bob marley'in redemption song'u, kimi zaman livaneli'nin 'dağlara küstüm ali'si. gidonu sağa ya da sola yatırarak kaldırımın ortasındaki yarısı eğilmiş, büyük ama alçak ağacın yanından geçmek hoşuma gidiyor. ali'ye e.'nin üzüntüsü eşlik ediyor. bir insan bunu nasıl yapabilir? üzüntü kalbimi sıkıştırıyor.
bisikletle botanik parkının içinden geçiyorum. her yer kuş pisliği; kesif bir koku. kapıdan çıkıyorum. yolun zorlu kısmı bitmiş, ve artık aşağıya doğru akış başlamış.
***
koltukta uyuyakaldığımda ara ara imgeler hücum ediyor zihnime. bir pastane var, gidip kahvaltı için ay çöreği alıyorum. zürih olmalı.
No comments:
Post a Comment