Uzun zaman sonra Kiarostami'nin bir filmini izledim. Daha önce aklımda pek bir iz bırakmayan Kirazın Tadı (yeniden izleyeceğim) ve epey beğendiğim 10 (Ten) filmlerini bitirmiştim. Uzun, bitmeyen sekanslar çeken bir film yönetmenini anlattığı bir eseri daha vardı, onu da izlemiştim ama neydi şimdi çıkaramıyorum. "İnsanların benim filmlerimde uyuması hoşuma gidiyor, demek ki kendilerini rahat bırakıyorlar." gibi bir cümlesi var. Hakikaten de bazen uykunuz geliyor onun filmlerinde, bu iyi mi kötü mü bilemiyorum. Ne var ki çok büyük bir yönetmen, çok! Bu arada, filmin isminin doğru çevirisi "Rüzgâr Bizi Taşıyacak" olmalı. Anlam farklılaşıyor böyle.
Ölmeden önce hasta yatağında Abbas babaya Muhsin Namju şarkısının çalındığı ve çok sevdiğim bu videonun linkini de koyayım ; İranlılara dair çok şey anlatır : https://www.youtube.com/watch?v=rPEiSGw_qGs...
Sadede gelirsek, bu filmi sevdim. Sekanslara, diyaloglara ve kameraya bayıldım. Temposu bazı kısımlarda daha hızlı olabilirdi; mesela 'mühendis'in tepeye her seferinde dört çekeriyle bizi de çıkarmasına gerek yoktu. Neden tempoyu birazcık olsun arttırmıyor bu auteur'lar anlayamıyorum.
Bunun dışında, bir Van Gogh tablosu gibi manzaralar, karanlıkta inek sağan ve yüzünü göstermeyen genç kız sahnesi (mükemmeldi), orada okunan şiir, atarlı (ve çok şirin) kahveci kadın, çocuk Ferzad'ın sağlam karakteri, mühendisin kâh bencilliği kâh yardımseverliği, öğretmenin köydeki erkeklerin işsiz kalma stresini nefis anlattığı o anekdot... Hepsi çok iyiydi. Beni o köyde hissettirdi. Başrol oyuncusu muhteşem bir performans çıkarıyor. Tabii herkese göre değil, birçok kişi sıkılır bundan, ama sevenler için gerçekten de kendinizi bırakmaktan hoşlandığınız bir seyir zevki veriyor film.
NBC'nin kimi bakış açılarını, sembolleri, fikirleri Kiarostami'den aldığını düşünüyorum artık. Her neyse, sanırım MUBI'deki en iyi filmlerden biri bu.
No comments:
Post a Comment