Ne kadar geç kaldım birçok şeye... Michelangelo Antonioni mesela. İsmini biliyorum, belki daha önce bir filmini bile izledim ama hiç hatırlamıyorum. Şu NBC'nin sevdiği filmler listesi üzerinden bu La Notte'yi buldum (aslında listede yok, MA'nın diğer iki meşhur filmi var), babanın iletişimsizlik üçlemesine dahil filmmiş. Youtube'de var, izlemesi kolay diye buna giriştim.
Başladım da, Allahım öleceğim sıkıntıdan, ilerlemiyor film! Her gün on dakika diye diye ilk saati bitirdim. Peki o sonraki bir saat? Vay anam vay... Nasıl patladı film? Bütün o karı-koca iletişimsizliği, bitmiş aşkları, ikisinin de koca bir ceset üzerinde oturduklarını biliyor ama hareket edemiyor oluşları, o çaresizlik. Bir ilişkide kendini yalnız hissetmek nefis anlatılmış. Tamam günümüz sinema anlayışına göre hareketler biraz teatral, konuşmalar fazla edebi ve düzgün; yine de bunları filmin 1961'de yapılmışlığına verdim. Zaman-dışı, ebedi konuları işleyen bu filme bayıldım.
Adam karısına aşıkken yazdığı mektubu bizzat kendisinin yazdığını bile unutmuş! Bahçede yan yana oturup belki ilk defa 'konuştukları' o sahne muhteşemdi. Romantizmin, aşkın uçuculuğu; bir zamanlar aşık olduğun insana duyduğun sevginin bitmesi, bunun üzüntüsü ne güzel anlatılmış... Sıkıntımın ziyadesiyle ödüllendirilmiş olmasından dolayı çok mutluyum.
- Birçok kötü alışkanlığım var ama onları nadiren kullanıyorum. Hiçbirinde iyi değilim, ahlaksızlıkta bile.
- Tipik bir entelektüel; egoist ama merhametli.
No comments:
Post a Comment