Bresson'daki mesafe, 'mutlaklık' ayarı bana fazla geliyor. Adamda müthiş bir yetenek varmış, hikayeye ve karakterlere biraz daha sokulmayı kabul edip iyi sahnelerde bile 'duygu yaratmama' tavrını bıraksaymış sanırım tadından yenmezmiş onun filmleri. Böyle biraz sıkıcı geliyor bana. Tam sevemiyorum. Simgeler, Hıristiyanlık referansları filan da kurtarmıyor bu filmi. O gelen koyunlar İsa'ymış filan.. Nasıl ya..
Çok genç bir kızın ve onun sevgili eşeği Balthazar'ın hayatta çektikleri çileler üzerinden ilerleyen hikayesi, inandırıcı olmayan diyaloglar, kötü/amatör oyunculuklar bu filmi sevmemi imkansızlaştırdı. İnsan yine de tereddüt ediyor, "yahu ben tam çözemedim mevzuyu herhalde" diyor. İşte burada imdadımıza Ingmar Bergman baba koşmakta: "Balthazar'dan tek bir kelime anlamadım, tümüyle sıkıcıydı. Bir eşek, bana göre tamamen ilginç olmayan bir şeydir fakat bir insan daima ilginçtir." Bir tek anneyi, onun ekonomik ama çok etkili oyunculuğunu sevdim. Bu film arkadaşlar, bu film NBC'nin listesinde altıncı, Haneke'nin listesinde birinci sırada! İlginç.
Sinema festivalinde hiçbir fikrimin olmadığı bir filme girmiş gibi hissettim kendimi, o anlamda biraz güzeldi yine de.
No comments:
Post a Comment