Bu film pratikte iki bölüme ayrılıyor sanki... Adadaki sahneler ve görüntüler etkileyici geldi bana; Anna'yı aradıkları 'ikinci kısım' ise izlemesi zevkli olsa da sinemasal açıdan sanki zayıftı biraz (ben kim isem). Burjuva bireyin yalnızlığı vs gibi şeyler La Notte'ye göre sanki daha az görünür idi. İzlemesi yer yer zevkli, yer yer sıkıcıydı. Son sahnede Claude'nın gözyaşları içindeki Sandro'yu ilk defa 'elde etmesini' simgeleyen o başını okşama kararı muhteşemdi (izlerken pek anlayamamıştım, yorumlardan çıkardım, çok hoşuma gitti).
Şu yorumdan esinlenerek bunu düşündüm :
burjuvazinin hayatın amaçsızlığı karşısında duyduğu dehşeti, insanların iletişimsizliği salt fiziksel tatminle aşmaya çalışmasını, ilişkilerin "elde etmeyle" sonlanmasını anlatan antonioni filmi.
1960 Cannes Film Festivali'nin açılış filmi olan L'Avventura'ya bu festivalde "Jüri Özel Ödülü" verilmişti. Bu filmden sonra yönetmen Antonioni'ye ve aktris Monica Vitti'ye de uluslararası şöhretin kapıları açılmış oldu. "L'Avventura" ve aynı yıl gösterime giren Federico Fellini'nin Tatlı Hayat'ı (La Dolce Vita) (1960) ve Jean-Luc Godard'ın Serseri Aşıklar'ı (À bout de souffle 1960) birlikte sanat sinemasında yeni bir çağın başladığını haber veriyorlardı.
Bu film Michelangelo Antonioni 'nin II. Dünya Savaşı sonrası İtalyan burjuvasının iletişimsizliğini, boşlukta kalmalarını, tedirginliklerini, sıkıntılarını ve bir türlü mutluluğu bulamamalarını, aşklarının sürekli olmayışını irdelediği üçlemesinin ilk filmidir. Gayriresmi olarak "İletişimsizlik Üçlemesi" de denen üçlemenin diğer iki filmi La Notte (Gece)(1961) ve L'Eclisse (Batan Güneş) (1962)'tir (Bazı eleştirmenler bu üç filme Il Deserto Rosso (Kızıl Çöl) (1964)'yu da dahil ederler.)
Roma'lı bir grup zengin insanın Sicilya açıklarındaki minik ve ıssız bir volkanik adaya yaptıkları yat gezisi sırasında aralarından bir kadının birden bire ortadan kaybolması ve sonrasında aramalara canla başla katılan bu insanların yavaş yavaş ilgisizleşerek kendi dünyalarına dönmeleri konu edilmektedir. Ağır tempolu bu filmin klasik bir dramatik anlatımı yoktur, ortada bir macera filan da yoktur, hatta filmde hiçbir şey olmaz. Bu nedenle Cannes'daki ilk gösteriminde filmi anlamayan bazı seyirciler tarafından önce yuhalanmıştı. Ancak eleştirmenler ve jüri üyeleri Antonioni'nin bu yepyeni üslubunun hemen farkına vararak sinemanın görsel anlatım diline getirdiği yenilikten ötürü filme "jüri özel ödülü" vermişlerdir. Film aynı zamanda "Altın Palmiye"ye de aday gösterilmişti.
No comments:
Post a Comment